Toggle Menu
Güzel sözler arşivi

Atasözleri

  1. A
  2. B
  3. C / Ç
  4. D
  5. E
  6. F
  7. G
  8. H
  9. I / İ
  10. J
  11. K
  12. L
  13. M
  14. N
  15. O / Ö
  16. P
  17. R
  18. S / Ş
  19. T
  20. U / Ü
  21. V
  22. Y
  23. Z

E harfi ile başlayan atasözü ve deyimler. En güzel atasözleri ve deyimleri, ayrıca yerel sözleri, anlamlarıyla beraber sizler için derledik. Seçtiğimiz Türkçe atasözleri örnekleri, sitemizde alfabetik olarak sıralanmaktadır. Alfabetik linklere tıklayarak sadece ilgili harf ile başlayan atasözlerini ve deyimleri görebilirsiniz.

E ile Başlayan Atasözleri

Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.
Ecele çare bulunmaz.
Ecele çare olmaz.
Eceli gelen fare (sıçan) kedinin ta.aklarını kaşır.
Eceli gelen it cami duvarına siyer. (Eceli gelen köpek cami duvarına işer)
Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer
Edebi, edepsizden öğren.
Edebini, edepsizden satın al.
Eden bulur, inleyen ölür.
Edene eden bulunur.
Eğer ile meğeri evlendirmişler, keşke diye nur topu gibi bir çocukları olmuş.
Eğilen baş kesilmez.
Eğitim, anadan başlar.
Eğreti ata binen tez iner.
Eğretinin canı berk olur.
Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
Eğri bacanın, doğru dumanı tüter.
Eğri oturalım doğru konuşalım.
Eğri otur, doğru söyle.
Ehvence ölüm, yaylanca geçit. Anlamı: (Anası Leyla Baz’dan naklen, Hatice Mengi, 1341’li, Dodurga, 17.7.2003) Ölümün kolayca gelmesi ve ahiret hesabının da kolay verilmesi için temenni.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Eken biçer, konan göçer.
Ekici ol, bilici olma.
Ekincinin karnını yarmışlar; kırk bu yılcık, kırk bıldırcık çıkmış.
Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır.
Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil.
Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.
Ekmeğin katığı açlıktır.
Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.
Ekmeğini kuru yiyeceğine, yoğurdunu duru ye. Anlamı: Dengeli davran anlamında...
El ağzı ile çorba içilmez.
El ağzına bakan, karısını tez boşar.
El arif olur, hiyallar... Anlamı: El çabuk anlar.
El atına binen yaya kalır.
El deliye, ben akıllıya muhtacım.
El denince, ağıza yel dolar.
El derken dudak açılır, birbirin derken birleşir. Anlamı: (1303 doğumlu Aynımah Ünlü’den nakleden 1945’li Sebahat Ünlü’den naklen Said Dağdaş, 22.06.2002-Denizli-Dodurgalar Kasabası) Birlik ve beraberliği kısaca açıklayan bir atasözü.
El deveyi kulağından yeder. Anlamı: Başkası duyduğunu hiç olmadık yere çeker.
El el ile, değirmen yel ile.
El el için ağlamaz; başına kara bağlamaz.
El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
El elden kalmaz, dil dilden kalmaz.
El elden üstündür.
El eli yıkar yüzü.
El elin aynasıdır.
El elin eşeğini türkü çığırarak arar.
El elin nesine, gülerek gider yasına.
El elliğini, çay deliliğini eder.
El ettim ellisi, ağzı yüzü bellisi.
El ile bozgun düzgün.
El ile gelen düğün, bayram.
El için ağlayan gözden olur,.
El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.
El için yanma nare ara.
El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz.
El gücü, sel gücü. Anlamı: (Selahaddin Kusekenani, İran, Şarki Azerbaycan Eyaleti, (6 Haziran 1999, Beyşehir) Bir elin nesi var, iki elin sesi var anlamında. Selahaddin Bey bu ata sözünü, birlikte bir iş görer, yahşidir. Hatmin, adam muvaffak ola, şeklinde Azeri Türkçesi ile açıklamıştır (Said Dağdaş).
El kazanı ile aş kaynamaz.
El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.
El kıyıdan bakar.
El olan yerde, ellik eksik olmaz! Anlamı: Toplulukta, başkalarının bulunduğu ortamlarda dedikodu eksik olmaz. (F. Dağdaş, 9.7.2001)
El terazi, göz mizan.
El üstü, kor üstü. Anlamı: Başkasının evinde-mülkünde barınmak, başkasının emrinde çalışmak çok zordur anlamında.
El yarası onar, dil yarası onmaz.
El yetmez, güç yetmez, sarp kayada yolum var! Anlamı: Çaresizim anlamında.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanır.
El öpmekle ağız aşınmaz.
El öpmekle dudak eskimez!
El öpmekle yüz aşınmaz! Yeter ki öpülecek el olsun!
El üstünde gömlek eskimez.
Elbise yürütür, para konuşturur.
Elde bulunan beyde bulunmaz.
Elde yiyen, yolda acıkır. Anlamı: (Tokat/Reşadiye- Baydarlı köyünden Hasan Karaca 1975'te söylemiştir)
Eldeki yara, yarasıza duvar deliği.
Elden gelen övün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. (Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez) Anlamı: Başkasından umma, bekleme! Bu yolla her zaman arzu ettiğini temin edemezsin, anlamında.
Elden kalan, elli gün kalır. Anlamı: (1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 5.9.2005)! Not: El kelimesindeki «e» harfi açık «e»dir. Zamanında yapılmayan iş, kalır gider. «Demir tavında yapışır!» atasözü ile benzer anlamdadır…
Elden yiyen börkmüş, keseden yiyen çökmüş.
Eli boşa ağa uyur derler; eli doluya ağa buyur derler. (Eli doluya: ağa buyur, eli boşa: ağa uyur)
Eli dar olanın, dili kısa olur.
Eli ile köfte yuvarlıyor, gözü kırık kovalıyor.
Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var.
Elime ne döktün ki, yüzüme süreyim?
Elimin ettiğini, ağzım bilir.
Elin ağzı torba değil ki büzesin.
Elin ile koymadığını kaldırma.
Elin iyisi olmaz, gavurun dayısı olmaz.
Elin kiri, medeniyetin aynasıdır. Anlamı: Medeniyeti geliştiren çalışan, üreten eldir.
Eller düşünü deyiverir, bu işini deyiverir. Anlamı: (1942’li, Denizlili Tülay Ayaz’dan nakleden Nesrin Biray-2009'dan naklen Said Dağdaş, 2010) Ağzı sıkı olmayan, gizli saklı bilmeyen, düşüncesizce konuşanlar için kullanılır.
Elmanın dibi göl, armudun dibi yol (olmalı).
Elmas çamura düşse yine elmas.
Elmayı havaya at, düşünceye kadar Allah kerim.
Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
Elmayı çayıra, armudu bayıra.
Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz.
Elvergisi, gönül.
Elçiye zeval olmaz.
Emanet ata binen, tez iner.
Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Emanete hıyanet olmaz.
Emanetin kuskunu yokuşta koparmış.
Emanetin yüreği yufka olur.
Emek olmadan yemek olmaz.
Emekten olsa, sarı öküze bıçak vurulmaz.
Emmim, dayım kesem; elimi soksam yesem.
En akıllısı Deli Bekir, o da kösteğiyle yatar.
En kolay iş yemek, çiğnemeden yutulmaz.
En iyi hafıza bile silik bir mürekkepten daha güçlü değildir.
Engelden döngel köhnümüyor. Anlamı: Öne çıkan engeller sebebiyle başarıya ulaşmak zor veya erteleniyor… Örnek: Senin evine de hala gelemedik. Engelden döngel köhnümüyor ki…
Enik için köpek beslenir. Anlamı: Sağlayacağı faydadan dolayı, o kişiye katlanılır anlamında.
Er ek, geç ek, tava ek.
Er ekmeği, meydan ekmeği.
Er gönülü ibrişim, dolaşırsa açılmaz.
Er kocar, gönül kocamaz.
Er lokması er kursağında kalmaz.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Er oyunu üçe kadar.
Erek mi, görek mi? Anlamı: Kimbilir bana nasip olur mu, ömrüm yeter mi, görür müyüm anlamında. Örnek: Yaşım 75, erek mi görek mi bundan sonra?
Erenlerin sağı, solu olmaz.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.